USD: 0,00
EURO: 0,00
GBP: 0,00

Yüz Yüze Eğitim, Yetersiz Önlemlerin Gölgesinde Başlıyor

Yüz Yüze Eğitim, Yetersiz Önlemlerin Gölgesinde Başlıyor

Eğitim İş Sendikası Isparta Şube Başkanı Mehmet Akif Nalbant, “18 milyon öğrenci ve 1 milyon eğitim emekçisi, bu eğitim öğretim yılına, pandemi koşullarına rağmen Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınmayan önlemler, birikmiş ve çözüm bekleyen sorunlarla giriyor” dedi.

Eğitim İş Sendikası Isparta Şube Başkanı Mehmet Akif Nalbant, yaptığı değerlendirmede; “18 milyon öğrenci ve 1 milyon eğitim emekçisi, bu eğitim öğretim yılına, pandemi koşullarına rağmen Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınmayan önlemler, birikmiş ve çözüm bekleyen sorunlarla girecektir.

Mart 2020’den bu yana okulun kapısından giremeyen ya da eğitime uzaktan da olsa erişemeyen milyonlarca öğrenci bulunmaktadır. 23.03.2020 tarihinden günümüze genel olarak uzaktan öğretim yapılmaya çalışılmıştır. Okulların kapalı kalmasının sonucunda da eğitime erişim açısından var olan eşitsizlik artarak devam etmiştir. Maddi imkanları iyi olan aileler uzaktan öğretim araçları ile çocuklarının nitelikli eğitime erişimini sağlamış, özel derslerle çocuklarına takviye kurslar aldırmışlardır. Ancak uzaktan eğitime erişim için gerekli bilişim araçları olmayan öğrenciler tüm eğitim ortamlarından uzak kalmışlardır. Çocuklarımız iyi eğitimli bir azınlık ve nitelikli eğitime erişemeyen bir çoğunluk olarak ayrıştırılmıştır” dedi.

Nalabant, “Bu süreçte;  Ek öğretmen, sağlık ve temizlik görevlisi ataması yapılmamış, okulların fiziksel ihtiyaçları tam anlamıyla karşılanamamıştır.

Milli Eğitim Bakanı 2 milyon öğrenciye ulaşmakta zorlandıklarını, 1 milyon öğrenciye hiç ulaşamadıklarını ifade etmesine rağmen tablet ve bilgisayar ihtiyacı olan öğrencilerden sadece 664.157’sine tablet dağıtımı yapılabilmiştir.

Açık ortaokul-liseler ve özel okullar haricinde resmi okullarda eğitim gören 2 milyon 316 bin 139 öğrenci EBA’ya ulaşamamıştır. Özel okullar ile açık ortaokul-lise dahil edildiğinde EBA’ya erişemeyen öğrenci sayısı 5 milyon 368 bin 142’ye ulaşmaktadır.

Ülkemizde 221 bin tarımda, 171 bin sanayide, 328 bin hizmet sektöründe olmak üzere 720 bin çocuk işçi bulunmaktadır. Bu sayıya eğitime erişemeyen öğrencilerde dahil edildiğinde 6 milyon 88 bin öğrencinin dezavantajlı grupta yer aldığı görülmektedir. Başka bir deyiş ile üç öğrenciden biri sağlıklı bir şekilde eğitim imkanına erişememiştir.

Bu şartlarda LGS’ye giren öğrencilerimizin başarısı ciddi oranda düşmüştür.

LGS 2019-2021 karşılaştırması yaptığımızda Yabancı Dil hariç diğer tüm testlerde doğru cevap ortalaması düşmüştür. 2019 yılana göre %15,51, 2020 yılına göre ise %4,76 gerileme olduğu tespit edilmiştir. Başka bir deyiş ile tüm öğrenciler 2020’ye göre ortalama 1,9, 2019’a göre ise 7,01 oranında daha az doğru yapabilmişlerdir.

Yükseköğretimde 7 milyon 940 bin 133 öğrenci bulunuyor. Öğrenci sayısı üzerinden yapılan hesaplamaya göre yükseköğretim düzeyinde yaklaşık 1 milyon 349 bin öğrencinin uzaktan eğitime erişim için gerekli elektronik cihazının bulunmadığı, 238 bin öğrencinin ise internet erişiminin yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır.

Zorunlu eğitim kapsamında ise öğrencilerin yaklaşık yüzde 20’si internete erişimi bulunmamaktadır. Öğrenci sayısı üzerinden yapılan hesaplamalara göre 3 milyondan fazla çocuğumuz internet erişimi hususunda sorunlar yaşamaktadır.

Eğitimin geldiği vahim durum açısından özeleştiri vermek, hataları telafi etmek, önlem almak, açıkları kapamak için koca bir yaz dönemi olmasına karşın MEB yine gereken adımları atmamıştır. Hazırlık için değerlendirmesi gereken dönemde, gerici dernek ve vakıflarla protokoller imzalama derdine düşen MEB’de zihniyet değişmemiş, sadece bakan koltuğunda oturan isim değişmiştir.

Oysa bir süredir ülkemizde vakalar yükselmekte, dünyanın en çok korktuğu varyantlar yaygınlaşmaktadır.

Hal böyleyken; gerekli adımları atmadan başlatılacak bir yüz yüze eğitim dönemi, Korona virüse istediği kuluçka zeminini sağlayacaktır.

Eğitim kurumlarının pandemi koşullarında eğitime hazır olduğu da MEB’in bir başka yalanıdır. Eğitim-İş olarak defalarca uyarmamıza rağmen eğitim kurumlarına kalıcı, kadrolu temizlik personelleri sağlanmamıştır. Temizlik materyallerinin masrafı yine velilerin ve öğretmenlerin sırtına yüklenmiştir. Eğitim kurumlarımız bu haliyle hem eğitim emekçileri, hem de öğrenciler için salgın zamanında en tehlikeli yerler haline gelecektir.

Pandemiden önce açıkladığı raporlarla öğretmen açığı bulunduğunu itiraf eden MEB, bu koşullara rağmen yeterli öğretmen ataması yapmamıştır.

Eğitim önemli, sağlık ise hayatidir. Yüz yüze eğitime geçilmesi için okullara kadrolu temizlik personeli atanması, tüm okullara gerekli hijyen malzemelerinin periyodik olarak teslim edilmesi, hijyen kurallarına uyulup uyulmadığının sıkça denetlenmesi ve okulların, sınıfların, okul bahçelerinin fiziki durumları gözetilerek metrekareye düşecek insan sayısına dair düzenlemeler yapılması şarttır.

Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz: Son iki yıldır ağır yara alan eğitim, yeni dönemde mutlaka yüz yüze yürütülmeli ve yeni olağanüstü durumlar baş göstermedikçe öyle sürdürülmelidir. Ancak bunun sağlıklı olabilmesi için atılması şart olan adımlar konusunda uyarılarımıza MEB kulaklarını tıkamıştır.

MEB’E TEKRAR ÇAĞRIMIZDIR

MEB’in kaynaklarının verimli kullanılması ve MEB’e acilen ek kaynak aktarılması sağlanmalıdır.

İhtiyaç olan 44 bin dersliğin yapımına derhal başlanmalıdır.

Sözleşmeli, ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilmelidir. Pedagojik formasyona uygun olarak sınıf mevcutları oluşturulmalı ve bu ihtiyaca göre yeterli sayıda kadrolu öğretmen ataması acilen yapılmalıdır.

Tüm okullara kadrolu temizlik görevlisi ve sağlık personeli ataması yapılmalıdır. Yıllardır yalnızca öğretmenlerin yararlandığı eğitim-öğretime hazırlık ödeneği, eğitim sisteminin tüm eksiklerine rağmen yoğun emek harcayan ancak ödenek almayan eğitim çalışanlarına mağduriyet yaşatmakta, harcadıkları emeğin göz ardı edilmesine neden olmaktadır. Bu da hem çalışma ortamlarında huzursuzluk yaratmakta, hem de eğitim ve öğretim hizmetlerinde yetersizliklere yol açmaktadır.

Eğitim ve bilim çalışanları arasında ayrılık yaratan bu uygulamanın düzeltilerek, hazırlık ödeneğinin yardımcı hizmetler personelinden memuruna, akademisyeninden idari personeline, kadar eğitim ve öğretim alanında çalışan herkese ödenmesi sağlanmalıdır.

Okulların ihtiyaç duydukları temizlik malzemeleri eksiksiz karşılanmalıdır.

MEB, geçen eğitim döneminde mağdur ettiği öğrencilerden bir ders çıkararak, bir yandan olağanüstü bir durumun meydana gelme ihtimaline karşın uzaktan eğitim hazırlıklarını sürdürmelidir. EBA’yı güçlendirmeli, canlı ders konusunda öğretmenleri güvenilmez programlar kullanmaya mecbur etmemelidir. Örgün eğitim süresince öğrencilere ara ara uzaktan eğitime ilişkin bilgiler verilmeli, bir yandan da MEB’in söz verip yerine getirmediği ihtiyaç sahibi öğrencilere bilgisayar/tablet dağıtılma işi tamamlanmalıdır.

Öğretmenlerin tamamına diz üstü bilgisayar verilmelidir.

Bütün çocukların eğitim-öğretim imkanlarına erişimi konusunda var olan eksiklikler ivedi olarak giderilmelidir.

Öğrenme eksiklerinden kaynaklı ekonomik ve sosyal kayıplar, öğrenme uçurumları telafi edilmelidir.

Sınıflar bölünmeli, sınıf başına düşen öğrenci sayısı pandemi hesap edilerek belirlenmelidir. Oturma sıralarının arasındaki mesafe bilim insanlarının uyarıları dikkate alınarak belirlenmeli ve sıralar arasına çizgi çekilerek bu mesafenin aşınmaması sağlanmalıdır.

Sınıf sayısının çoğalmasıyla birlikte ihtiyaç duyulan öğretmen sayısında artış meydana gelecektir. Bu hesaplamaları önceden yapmak, gerçekçi rakamı belirlemek ve öğretmen atamalarını bu ihtiyaç doğrultusunda eğitim başlamadan gerçekleştirmek birçok sorunu çözecektir.

Okullarda herkesin maske kullanması zorunlu kılınmalı ve periyodik olarak denetlenmelidir. Yoksul öğrencilerin bir maskeyi koruyucu özelliğini yitirdikten sonra dahi takmak durumunda kaldığı, öğretmenlerimizden geçen dönem gelen bilgiler arasındadır. Bunun önüne geçmek için maske temini bizzat devlet tarafından sağlanmalıdır.

Her okulda Covid-19 semptomu gösterdiğinden şüphelenilen çocukların bekleyebileceği özel bir oda olmalıdır. Ayrıca her okulda bir hemşire odası oluşturulabilmesine ilişkin yakın gelecek için adımlar atılmalı, bu konuyu MEB ile Sağlık Bakanlığı akılcı biçimde masaya yatırmalıdır.

Teneffüs saatleri okul bünyesindeki belli sınıflar için ayrı ayrı belirlenmelidir. Böylece teneffüs saatlerindeki kalabalık nispeten engellenmiş olacaktır. Her ders sonrası sınıfların havalandırılması sağlanmalıdır.

Üniversitelerde durum daha vahim hale gelmiştir. Örneğin, ön lisans öğrencileri son 2 yılda sadece bir dönem yüz yüze eğitim alarak mezun olmuşlardır. Diş hekimliği, tıp fakültesi gibi alanlarda eğitim gören öğrenciler uygulamalı eğitimden faydalanamamışlardır. Özellikle bu alanlardaki öğrenme eksiklikleri ivedi olarak giderilmelidir.

Acil olarak özellikle yükseköğretim düzeyinde tüm öğrencilere yetecek düzeyde yurt ihtiyacı karşılanmalıdır.

Öğrencilerin KYK borçları silinmelidir.

Yükseköğretim düzeyinde burs ve kredi ücretleri yükseltilmelidir.

Eğitim özveri, disiplin ve istikrar işidir. Hiçbir başarı nasıl tesadüf değilse, MEB’in şimdiye dek sergilediği başarısızlıklar da tesadüf ve sürpriz değildir. Yakın geçmişte yapılan hatalardan ders alınmalı, bir ulusun geleceği olan eğitim daha fazla heba edilmemelidir.

Eğitim-İş olarak söz konusu eksikliklerin yüz yüze eğitim başladığında da yakından takipçisi olacağımızı ve bu konuda kamuoyunu bilgilendirme görevimizi sürekli olarak ifa edeceğimizi ilan ediyoruz” dedi. (BORA TÜFEKLİ)